Dolar : Alış : 3.6392 / Satış : 3.6457
Euro : Alış : 3.8979 / Satış : 3.9050
HAVA DURUMU
hava durumu

edremit19°CParçalı Bulutlu

Üyelik İşlemleri Yeni Üyelik / Giriş Yap

SIRTI AÇIKTAYDI, KARNI AÇTI AMA O KAHRAMANDI; KOCA SEYİT..!

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » SIRTI AÇIKTAYDI, KARNI AÇTI AMA O KAHRAMANDI; KOCA SEYİT..!
06 Nisan 2017

18 Mart 1915’te İngiliz zırhlıları Queen Elizabeth ve Ocean tüm güçleri ile Çanakkale Boğazı’ndaki tabyaları ateşe tutarken, Koca Seyit ağır isabet alan bataryasında, bomba vincinin bozulması üzerine, 275 Kg.lık dev top mermilerini, ateşlemeyi başarmış ve Ocean Zırhlısı’nı batırmıştır. 18 Mart 1915 tarihinde bu gelişme ile Çanakkale Deniz Savaşları bitmiş, düşman yenilmiştir. Çanakkale Geçilmez denmiş ve bundan sonra da Türk Devleti yaşadığı müddetçe geçilmeyecektir. Aradan 1 asıra yakın zaman geçmesine rağmen, 7 den 70 e hala bu inanç milletin yüreğinde yaşamaktadır.

23 Nisan 1920 Milli Mücadelenin başladığı dönemde TBMM’nin kurulmuş, Kurtuluş Savaşı resmen başlatılmıştır.

Mustafa Kemal 29 Ocak 1923’te Latife (Uşaklıgil) Hanım ile evlendikten sonra, ilk yurt içi gezisini 06 Şubat 1923’te İzmir’den Balıkesir’e gerçekleştirdi.

07 Şubat 1923’te Paşa Camiinde okunan Mevlit’ten sonra tarihe “Balıkesir Hutbesi” olarak geçen konuşmasını gerçekleştirdi.

08 Şubat’ta önce Balıkesir’in Balya ilçesini ardından Havran ilçesini ziyaret etti ve Koca Seyit ile de bu ziyaret esnasında görüştü.

Bu gezi süresince, Mustafa Kemal Atatürk eşi Latife Hanım ile Havran’da incelemelerde bulunurken, Mareşal Fevzi Çakmak, Kâzım Karabekir, Mustafa Abdülhalik Renda ile Salih Bozok da eşlik ettiler.

Mustafa Kemal Havran’ın girişindeki köprüden itibaren konaklayacağı Terzizade Saadettin Bey’in konağına kadar, tüm Havran Halkı’nın sevgi gösterileri ile karşılanmıştır. Konağa gelen Mustafa Kemal ve Eşi Latife Hanım ve beraberindeki heyet, kahvelerini içtikten sonra, ilk sordukları Koca Seyit olmuştur.

Seyit Onbaşı ile Mustafa Kemal’in ilk karşılaşmaları Çanakkale Cephesinde gerçekleşmiş aralarında şu konuşmalar geçmiştir;

Koca Seyit’in başarısını duyan Atatürk savaş sonrası Seyit’i ziyaret eder ve onunla bir konuşma yapar.

Atatürk: Beni de o mermi gibi kaldırabilir misin?

Koca Seyit: Hayır paşam.

Atatürk: Ben o mermiden ağır mıyım Seyit?

Koca Seyit: Sizi bütün dünya gelse yerinizden kaldıramaz der.

Koca Seyit’in bu cevabı Atatürk’ü fazlasıyla memnun eder. Kahramanı saygılı, yiğit ve güvenilir bulur.

Mustafa Kemal kahvesi içerken, Havran’daki yetkililere “Koca Seyit Nerede” diye soruyor. Yetkililer ise birbirlerine bakıp, kim bu Koca Seyit diye şaşkınlık yaşıyorlar. Mustafa Kemal yanındakilere Koca Seyit’in, Çanakkale Cephesi Deniz Savaşlarının kahramanı Seyit Onbaşı olduğunu söylüyor ve derhal bulunmasını istiyor. Bunun üzerine yetkililer hemen Çamlık (Manastır) köyünde, odunculuk yapan Koca Seyit’i bulup, hemen traş ettirilip, üzerine emanet takım elbise, şapka ve ayakkabı bulup (Bu takım elbise, şapka ve ayakkabı Mustafa Kemal’in huzurundan ayrıldıktan hemen sonra kendisinden geri alıyorlar), Mustafa Kemal’in yanına getiriyorlar.

Mustafa Kemal başta eşi Latife Hanım olmak üzere beraberinde geziye katılan Mareşal Fevzi Çakmak, Kâzım Karabekir, Mustafa Abdülhalik Renda ile Salih Bozok’a, böylesi bir kahramanın, çabuk unutulmasına, yaşadığı şehrinde bile unutulmuş olmasına duyduğu derin üzüntüyü anlatıyor. Bugün bile terörle mücadele ederken, vatanları uğruna canlarını veren nice Mehmetçiğimizin adlarını kim hatırlıyor..? Ve bu kahramanlarımıza nedense hak ettiği değeri de vermiyor, geride kalanlarına da sahip çıkmıyoruz.

Mustafa Kemal, Koca Seyit ile gerçekleştirdiği sohbette, bir isteği olup olmadığını soruyor. Koca Seyit ise bir isteği olmadığını, geçimini dağdan odun keserek temin ettiğini ve ormancıların kendisine müsaade etmediğini anlatıyor. Bunun üzerine Mustafa Kemal, Koca Seyit’in ormancılar tarafından engellenmemesini, kendisine gereken yardımların sağlanması emrini veriyor. Ancak Koca Seyit 1939 yılına yani ölümüne kadar devletinden en ufak bir yardım almadan, kimi zaman dağda odun kesip kasabada satarak, kimi zaman zeytinyağı fabrikasında 100-120 Kg.lık zeytin çuvallarını sırtında taşıyarak hayatını idame ettiriyor. O dönemi yaşamış insanların anlattıkları bilgilerden aktarılanlar arasında, fakirliği nedeniyle sırtına doğru düzgün kalın bir şeyler dahi alamadığı için, zeytinyağı fabrikasında hammallık yaptığı günlerde, geceleri üşümemek için buhar kazanları üstündeki tahtalarda uyuduğu aktarılmaktadır.

Şimdi Koca Seyit’i anıyoruz. Kahramanımızın sırtı açıkta, karnı aç iken çektiği çilelere derman olamadıktan sonra…! SIRTI AÇIKTAYDI, KARNI AÇTI AMA O BİR KAHRAMANDI; KOCA SEYİT..!

Yakın tarihimizde Kıbrıs’taki kardeşlerimizi katletmek için saldıran Rum’lara karşı savaşmış, Allah Allah nidalarıyla Beşparmak Dağları’na Türk Bayrağı dikmiş, Koskoca tankı o dağlara çıkartmış kahramanlarımızın hangisini hatırlıyoruz..?

Popüler kültürün etkisiyle, özümüzle hiçbir alakası olmayan şarkıları, nakaratlarına kadar ezberlemiş bir gençliğin, tarihinde kaderiyle oynamak isteyenlere canları pahasına dur demiş, vatan evlatlarını, kahramanlarını bilmemesi kadar daha kötü ne olabilir…?

Geçmişinden gerekli dersleri çıkarmayan, milli ve manevi değerlerine sahip çıkmayan toplumlar, gelecekte bütünlemelere kalmaya mahkumdurlar.  

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz