Çevreci Taklidi Yapanlar Okumasın

01.08.2019

1200 Kişi Okumuş

0 Yorum

Çevreci Taklidi Yapanlar Okumasın

Günlerdir Çanakkale Kirazlı’daki maden faaliyetleri yüzünden kesilen ağaçlar üzerinden toplumsal algı operasyonu çekilmekte.

Vatandaş Kazdağları’nda siyanür ile altın çıkartılacak, doğa katledilecek söylemleri ile algı operasyonlarına maruz kalmakta. Oysa işin aslı yalanlarla dizayn edilen algı operasyonlarında kullanılan söylemler gibi değil.

İlk önce herkes şunları iyi bilmek zorunda;

Siyanür ile altın madeni çıkartılmaz.

Siyanür doğada saf halde bulunan madde ya da element değildir.

Siyanür kimyasal anlamda siyanür, bir karbon ve bu karbona bağlı üç azot atomu içeren bileşiklere verilen isimdir. Madencilikte kullanılan çeşitleri sodyum siyanür ve potasyum siyanürdür. Endüstride ısıtılmış kuru karbonlar üzerinden, amonyak (NH3) ve CO gazlarının karışımı geçirilerek elde edilirler. Siyanür ve bileşikleri kimyasal yollarla üretilebildiği gibi, bazı bitkiler ve hayvanlarca da üretilmektedir. Siyanürü doğal olarak üreten birçok bitki, bakteri ve böcek vardır. Kiraz, badem, kayısı, şeftali, erik, fasulye, patates, turp, lahana, şalgam, brokoli ve mısır siyanürlü bileşikleri doğal olarak üretmektedir.

Metallerin üretiminde kullanılan siyanürün, günümüzde altın ve gümüş üretiminde çevreye zararı olmayan alternatifi vardır; bu alternatiflere örnek olarak tiyo üre verilebilir. Ancak üretim sonucu oluşan artıklardaki siyanürü uzaklaştırmak INCO prosesi ile mümkündür . Bununla birlikte siyanür bozundurma ünitesi bulunmayan tesislerde siyanür artıklarının, yeraltı sularına karışma ihtimali vardır.

Endüstride ise genellikle taşıma ve saklama güvenliği sebebiyle tuzları sodyum siyanür ve trityum siyanür demir çelik endüstrisi ve maden sanayi gibi çok çeşitli sanayi kollarında kullanılmakla beraber gaz formu hiydrosiyanik asit de ‘HCN’ akrilik fiber, plastik üretimi ve sentetik kauçuk uygulamalarında sıklık ile kullanılmaktadır. 

Madencilik sektörü ile ilgili ne zaman bir gündem olsa anında siyanür ile altın çıkartılacak denilerek insanlar üzerinde korku ile algı yaratılmaktadır. Bu operasyonların arkasında Alman vakıfları bulunur çevre örgütü kisvesi altında faaliyet gösteren dernek vs oluşumlar ve de CHP tandemli siyasetçiler bulunmaktadır.

Çanakkale merkezine yakın Kirazlı Köyü’nde 613 hektar alanda altın ve gümüş madenciliği için gerekli izin süreçleri çoktan tamamlanmıştı.

Burada yüklenici firma Doğu Biga Madencilik olarak görünüyor. Şirketin bağlı olduğu uluslararası şirket ise Kanada merkezli Alamos Gold Inc. 

Siyanür bu tanklarda altın işlenirken kullanılır, işlem bittikten sonra bertaraf işlemi yapılıp atık havuzuna salınır

Bergama Ovacık’taki atık havuzu tamamen yalıtımlı, yeraltı sularına karıştırmaya atık depolama havuzudur

Şimdi bilhassa altın madenciliği söz konusu olunca neden ortalık toz duman oluyor onu doğru öğrenelim.

Türkiye sadece Almanya’dan her sene yaklaşık 6 milyar dolarlık altın almaktadır. Bu ülkemin döviz kaybıdır. Ülkemiz aynı zamanda altın işlemeciliğinde Hindistan ile dünya lideri ülkedir. Biz ülke olarak kendi madenimizi çıkartırsak dışarıya döviz vermek zorunda kalmayacak, dolayısı ile sömürülmeyeceğiz.

Kıyamet koparılan Kirazlı’da toplam 613 hektar alanda madencilik yapılacak. Kabaca kıyaslayacak olursak eğer 1 hektar alan 10.000 m² olduğuna göre Kirazlı’da toplam 6.130.000 m²’dir. Geçenlerde Edremit Belediye Meclisinde satışına karar verilen alan 80 dönüm arazi 80.000 m²’dir. Yani Edremit’te yandaşlara satış adı altında peşkeş çekilecek arazinin 76 katıdır. Üstelik Edremit’te satışa çıkartılan yerlerin yarınları imar rantına dönüşecek rantıbıl yerler olduğu ve betonlaşacağı da malumdur.

Böylesi satışlar söz konusu olunca kimsenin gıkı çıkmazken, çevreci kisvesine bürünmüş inşaat baronlarının menfaat hizmetkarlığı yapan bazı kesimler ve de siyasilerden tek kelime duyamazsınız. Ancak iş ülke madenciliği söz konusu olunca hep bir ağızdan koro halinde başlarlar siyanür ile öldürüleceğiz diyerek.

Oysa içtiğimiz sigara dumanındaki siyanür bizi zaten öldürmekte. Ama hiçbir çevreci taklidi yapan kimse sigara satılmasın hatta üretilmesin demez.

Örneğin hepimizin günlük hayatta sık sık kullandığı poşet nylon veya hepimizin bildiği kauçuk ve petrokok ürünlerin üretiminde de siyanür kullanılmaktadır. Hatta ayağımıza giydiğimiz ayakkabı derisinde ne kadar siyanür kullanıldığını bilseydiniz şaşardınız.

Bu sektörlerde kimseden ses çıkmaz. Çünkü Alman vakıfları bu sektörlere müdahale etmez. Söz konusu altın olunca butona bastıklarında çevreci kisvesine bürünmüş uzantıları anında reaksiyon gösterir.

Uydu haritalarından aldığım ekran görüntülerini de paylaşıyorum ki; sadece körfezde imar rantı ile nasıl betonlaştırıldığımız net görülsün. Mesela siz hiç körfezde zeytinliklerin talanına tepki gösteren tek bir çevreci görebildiniz mi? Zeytinlikler imar rantlarına kurban edilirken çevreci kisvesinden çıkan bir ses duydunuz mu? GÜM-ÇED denen sözde çevreci örgütün bir dönem başkanlığını yapan Mimar M.Akif Öznal’ın projesini çizdiği inşaatlar için talan edilen zeytinlikler konusunda neden sesi çıkmamıştır? Çünkü kendisi çizdiği projeler ile talan edilen zeytinliklere yapılan binalar sayesinde para kazanmıştır. Neden sesiniz çıkarmadığını umarım anlamışsınızdır. Örneğin Selman Hasan Arslan’ın Zeytinli’de, Hasan Özpolat’ın Altınoluk’ta, Tümdeniz Çelebi’nin Altınoluk’ta talan edilen zeytinliklere yapılan inşaatlar için tek bir açıklamasında şahit oldunuz mu? Özpolat mimar, Çelebi müteahhit, bizim Selman da rantçıların kankası. Ama sorsanız hepsi doğa sever değil mi?

İşte hepiniz algı operasyonlarına malzeme oluyor yalan yanlış bilgilerle kandırılıyorsunuz.

Uğruna kıyametler koparılan Bergama Ovacık madeni için siyanür ile insanlar toplu ölümler yaşayacak dendi. Çevreci kisvesindeki dönemin GÜM-ÇED başkanı atık havuzundan siyanür buharlaşacak insanlar ölecek dedi. Sorarım hepinize bugüne kadar madencilikten kaynaklı siyanür sebebiyle bana hayatını kaybetmiş tek bir insan gösterin.

Bir örnek daha vereyim. Hanlar yolu üzerinde Özdoğu Madenciliğin atık havuzu için siyanür havuzu diyorlar. Hodri meydan çekiyorum. Herkes numune alıp tahlil ettirsin, 1 miligram siyanür çıkarsa o havuzdan ben gazeteciliği bırakırım. Molibden Bakır madenciliği yapan firma farklı kimyasallar ile faaliyet gösterdi. Atık havuzu yalıtımlıdır. Kimyasal doğaya, yer altı sularına karışmasın diye itina ile havuz yaptı. Evvelsi sene çıkan yangında yangın helikopteri yangını söndürmek için o havuzdan su almasaydı haberlere düşen balık ölümü bile yaşanmazdı. Çevresine zerre zararı bulunmamakta.

Havran Küçükdere taş ocağı için de kıyamet koptu. İşte haritada kazılıp deşilen alanın görüntüsü. Halen rehabilite çalışması aşamasındadır.

Sürdürülebilir madencilik gerekli tedbirler alındıktan sonra hiç kimseye zarar vermez.

Madencilik üzerine samimiyet çerçevesinde konuşmak gerekiyorsa eğer yabancı firmalar ve yerli firmaların çıkardıkları cevherden elde ettikleri gelir paylarını konuşmalıyız. Tabi cidden ülke menfaatlerini düşünen insansak eğer.

Şu da iyi anlaşılmalıdır ki; Kazdağları dünyanın en zengin cevherlerine sahiptir. Haritada ruhsatları verilen maden sahaları görülmektedir.

Kazdağlarının üstünü altından daha değerli yapmaktan bahsedebilseydik keşke bugüne kadar. Ne dün, ne bugün ne de yarın bu noktada kimsenin harekete geçmediğini ve geçmeyeceğini göreceksiniz. Oysa gerçekten bölgemiz turizm potansiyelini doğru değerlendirebilseydi, kasaba zihniyetli siyasiler yerine hakikaten memleketine sevdalı insanlar görev alabilseydi, bugün bunları hiç konuşuyor olmazdık.

Körfezimizde talanın en az yaşandığı yerin Güre olması tesadüf değildir. Kamil Saka imar talanına geçit verseydi eğer bugün Güre sahili ile köy arasındaki yeşil alanın tamamen betonlaştığını görürdünüz. Tıpkı Altınoluk’ta talanın dağlara dayanması gibi.

Umarım kamuoyu düştüğü algı operasyonu tuzağını idrak eder. Hiç kimse ağaçların kesilmesine gönlü razı gelmez. Ülkemin de acı gerçekleri var. Dışarıya döviz kaçırmamak ve üretmek zorundayız. Vahşi kapitalizmin egemen olduğu dünyada ne yazık ki her ülkenin kendine göre zorlukları var ve ülkemiz bir çok yer altı zenginliğine sahip. Biz zenginliklerimizi doğru kullanabilirsek yarınlara dair hedefleri olan ülke olabiliriz.

Çevreci kisvesine bürünen insanlar konusunda ilginç bir ironi de yapmadan geçemeyeceğim. Madenciliğe karşı söylemleri sosyal ağlarda paylaşan insanlar acaba kullandıkları bilgisayar, tablet veya cep telefonlarının çıkarılan madenler ile yapıldığını, parmaklarında taktıkları yüzüklerin, kollarındaki bileziklerin, bindikleri araçların, izledikleri televizyonların çıkartılan madenlerden üretildiğini bildiği halde sürdürülebilir madenciliğe karşı oluşlarındaki mantıksızlığı anlamak kesinlikle mümkün değildir.

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz